Protezler

Dişlerimiz, çiğneme işlevinde büyük rol oynamaktadırlar. Diş kayıplarından bahsedersek eğer, yıllar geçtikte vücudumuzun diğer bölgelerinde de yaşanan olumsuz sağlık belirtileri gibi, dişlerimiz tarafında da kayıplar yaşanmaktadır.

Protez dişler bu noktada devreye girerler. Meydana gelen diş kayıpları, oluşan kaybın sayısına göre farklı protez tipleriyle giderilebilir;

Sabit Protezler
Sabit protezler, zaman içerisinde meydana gelen diş kayıplarının, komşu dişler üzerine sabitlenen ve hastanın kendi dişi veya dişleri gibi algıladığı protez tipleridir. Tek bir diş üzerindeki madde kayıplarının giderildiği kuronlar veya diş eksikliklerinin tamamlandığı köprüler sabit protezler olarak adlandırılır.

Kuron
Çürük veya travma sonucu dişte meydana gelen harabiyet, bazı durumlarda dişin büyük bir bölümünün kaybedilmesine ve dişin zayıflamasına yol açar. Dişin dayanıklılık açısından kuvvetlendirilmesi için metal, seramik veya tam seramik restorasyonlarla kaplanması gerekir. Dişin şeklini, rengini ve işlevini geri kazandıran bu kaplamaya kuron denilir.

Köprüler
Köprü yapımı diş eksikliklerinin giderilmesinde kullanılan yöntemlerden bir tanesidir. Eksik diş veya dişler, komşu dişlerden destek alınarak yapılan köprülerlerestore edilmeye çalışılır. Bu nedenle komşu dişlerin belli bir oranda küçültülmesi gerekir. Köprüler genellikle çiğneme kuvvetlerine dayanacak metal bir alt yapı ve estetiği sağlayan porselen üst yapıdan oluşur. Ancak günümüz teknolojisinde bazı durumlarda sadece porselenle daha estetik ve doğal köprüler yapılması mümkün olmaktadır.

Hareketli Protezler
Hareketli protezler, eksik dişlerin tamamlanmasında sıklıkla kullanılan tedavi yöntemidir. Eksik diş sayısının sabit bir protezle telafi edilmeyeceği durumlarda uygulanır. Protez, çene üzerindeki eksik dişlerin bir kısmını tamamlaması halinde parsiyel protez, çenedeki dişlerin tümünün eksik olması durumunda ise total protez diye adlandırılır.

Hepimiz protez kullandığımızda ağzımızdaki protezlerin hemen fark edileceğinden endişe ederiz. Ancak günümüz teknolojisinde, protezlerle doğal bir görüntü sağlamak ve hastanın estetik beklentilerini tam olarak karşılamak oldukça kolaylaşmıştır.

Eğer dişlerinizin tümünü veya bir kısmını kaybetmişseniz, protezler, görümünüzü, konuşmanızı, gıdaları ısırmanızı ve çiğnemenizi düzeltecektir. Protez yapılmaz ise, doğal dişler, eksik komşu dişlerin olduğu boşluğa doğru eğilebilirler; üst dişler aşağı, alt dişler yukarı doğru yer değiştirebilir. Bu durumda kalan dişlerinizin ısırma ve çiğneme işlevini sağlıklı yapmasını engeller. Protezler dişlerinizin çekiminden hemen sonra ağzınıza uygulanabilir, bu tip protezlere ‘immediat protez’ denir.

Hareketli Protezlerin Temizlenmesi

Eğer hareketli proteziniz varsa, onların temiz tutulması oldukça önem taşımaktadır. Protezlerin temizlenmesi, doğal dişlerin temizlenmesinden daha kolaydır.

Dikkat Edilmesi Gerekenler

  • Protezin kırılmaması için su dolu bir kap içinde yıkayın, böylece düşürürseniz kırılma olasılığı ortadan kalkmış olur.
  • Orta sertlikte bir fırça ile her gün fırçalayın.
  • Diş macunu veya sabun kullanabilirsiniz ama ağzınıza uygulamadan önce iyice durulanması gerekmektedir.
  • Gece yatarken mutlaka protezleri ağızdan çıkarıp, su dolu bir kaba koyarak ağız içerisindeki dokuların tükürükle temas etmesini ve havalanmasını sağlanmalıdır.

İmplant Üstü Protezler

İmplantlar, eksik dişlerin tamamlanmasında kullanılan bir yöntemdir. İmplantın bir parçası cerrahi işlemle kemik içine doğal diş kökü gibi yerleştirildiği için, hastalar implantları gerçek diş gibi hissederler ve kullanırlar. Bu işlem genellikle lokal anestezi ile yapılır. Hastanemizde bu işlemi ameliyathane ortamında genel anestezi veya sedasyon ile de uygulatabilirsiniz. İmplantların çene kemiği ile kaynaşmasını takiben üzerine sabit veya hareketli protezler uygulanır.

Pedodonti (Çocuk Diş Hekimliği)

Pedodonti, diğer adıyla Çocuk Diş Hekimliği 0-14 yaş grubu çocukların süt ve daimi dişlerinin sağlığını korumayı ve oluşan hastalıkları tedavi etmeyi amaçlayan ana bilim dalıdır.

Gerekli olan tüm dental tedaviler, pedodontistler tarafından sağlıklı ve engelli çocuklara uygulanmaktadır. Özellikle 4 yaşından küçük çocukların diş tedavilerinde, tedavisi uzun sürecek çocuklarda ve gelişim geriliği olan engellilerde, sıklıkla genel anestezi ile tedavi yapılmaktadır. Çocukların ağız ve diş sağlığının mükemmel olması, 6 ayda 1 düzenli yapılan diş hekimi kontrolü ile sağlanabilir. Bu kontroller sırasında ağız ve diş sağlığını tehdit eden her türlü sorun tespit edilebilir. Burada önemli olan bu problemlerin erken teşhisi ve tedavisidir. Çocuk hastada erken teşhis çocuğun fiziksel ve duygusal gelişimini olumlu yönde etkileyecektir

Çocuk hastada ilk muayene, hem çocuk hem de çocuğun anne ve babası ile iletişim kurmakla başlar. Tanışmadan sonra hastanın medikal ve dental hikayesi alınır. Daha sonra klinik ve radyografik muayeneye geçilir. Bu aşamalardan sonra tanı ve tedavi planlaması hakkında hasta ve ilgili aile bireyine bilgi verilir. Pedodontistler özellikle süt faktörü ve sürekli dişleri çürük ve periodontal hastalıklar gibi başlıca ağız hastalıklardan korumak için birçok yöntem uygulamaktadırlar.

Tanı Yöntemleri

Koruyucu diş hekimliğinde en etkili tedavi şekli olarak kabul edilen florür tedavileri, sağlıklı bireyler ve çürüğe yatkın hastaların, dişlerdeki hassasiyet ve erozyon tedavisinde, özel bakıma ihtiyacı olan sistemik rahatsızlığı olan bireylerde uygulanabilmektedir. Uygulamalar bireyin yaş ve çürük oluşum riskine göre belirlenen sıklık ve miktarlarda gerçekleştirilmektedir.

Tedavi Yöntemleri

Anatomik olarak azı dişlerinin çiğneyici yüzeylerinde bulunan girinti ve çıkıntılar, yiyecekler için yapışıp kalabilecekleri bölgeler oluşturmaktadır.

Fissür örtücüler, dişlerde bu yüzeyleri örterek, besinlerin tutunmasını azaltacak ve fırçalanmasını kolaylaştıracak bir yüzey oluşturulmasına yardımcı olmaktadır. Klinik uygulamalar sonrasında çürük oluşumun %70-%80 oranında azalma görüldüğü bilinmektedir.

Ağız, Diş ve Çene Hastalıkları Cerrahisi

Protez yapımına yardımcı olmak için ağzın sert ve yumuşak dokularında uygulanan düzeltmeleri de kapsamaktadır. Aslında çene cerrahisi başlığı çok genel ve etkin bir tedavi modelidir bu sebepten, çene-yüz bölgesi, alt çene eklemi, tükürük bezi rahatsızlıkları, çene cerrahisinin çalışma alanı içindedir. Bazı sistemik hastalıkların, ağız içerisindeki belirtilerin saptanması ve tedavisi de bu başlık altında çözümlenmektedir.

Diş hekimliğinde sıklıkla uygulanan implantların çeneye yerleştirilmesi, implant için gerekli olan kemiğin yetersiz olması sonucu kemik greftleri konulması gibi ileri implant cerrahisi uygulamaları da yer almaktadır.

Çene cerrahisinin kapsamında olan diğer bir konu ise, doğumsal veya sonradan gelişen çene yüz anomalileridir. Bunlar arasında sıklıkla rastlanan damak ve dudak yarıkları, alt veya üst çenenin ileride veya geride konumlanması nedeniyle çiğneme fonksiyonunun ve estetiğin bozulduğu gibi durumlar gelmektedir.

Tanı Yöntemleri

Çene cerrahi tanı yöntemleri kapsamında röntgen gibi geleneksel tekniklerin kullanıldığı ve tomografiyle desteklenerek, hastanın birebir ölçüde üç boyutlu kemik modelinin elde edildiği ileri tekniklerde kullanılmaktadır.
Bu sayede ameliyat öncesinde kesin tanı konularak operasyon planı tam olarak yapılabilmektedir. Tanı ve tedavi sırasında başarılı olmak için ortodonti, ve prostodonti gibi diş hekimliğinin diğer uzmanlık alanlarıyla birlikte multidisipliner çalışılması gerekmektedir.

Endodonti (Kanal Tedavileri)

Endodonti, özellikle kök kanalı tedavilerinin gerçekleştirildiği ana bilim dalıdır. Günümüzde kanal tedavisi, canlı dişlerde tek seansta, canlılığını yitirmiş dişlerde ise genellikle iki seansta yapılmaktadır.

Diş Anatomisi Hakkında

Dişin ağızda görünen kısmına kuron, ağızda görünmeyen, kemik içinde kalan kısmına da kök adı verilir. Dişimiz birkaç tabakadan oluşur. Kuron kısmının en dışında yani ağzımızda görülen kısım mine adını alır. Dişimizin diş eti altında kalan ve kemik ile çevrelenen kök kısmının üzerini sement tabakası örter. Diş mine ve sement tabakalarının altında da dentin tabakası vardır. Dentinin özelliği, dişin en büyük tabakasıdır ve mine tabakasının aksine sinir uçlarını barındırır. Bu özelliği ile ağrı mekanizmasında rol oynamaktadır.

Dentin tabakasının altında diş pulpası vardır. Bu kısımda dişin damar ve sinirleri bulunur. Pulpa dişin sürmesi ve gelişmesi sırasında önemli bir rol oynar. Ayrıca diş sürdükten sonra da ağrı mekanizması ile dişimizin karşılaştığı sorunları bize iletir.

Pulpa Nasıl İltihaplanır?

Her insanın ağız boşluğunda bakteriler vardır. Bakteriler aldığımız birçok gıdayla birleşerek ağzımızda asitlerin oluşmasını sağlarlar. Bu oluşan asitleri ağzımızdan uzaklaştıramazsak, bu maddeler mineye zarar verirler ve mine tabakasında çürük oluşmasına neden olurlar. Minede oluşan çürükler tedavi edilmezlerse, mine tabakasının altındaki, dentin tabakasına geçerler. Dentin tabakası ağrı yoluyla bizi uyarmasına karşın oluşan çürük yine tedavi edilmezse bu kez mikroorganizmalar pulpaya doğru hareketlenirler. Bu sırada pulpa kendini korumak için çeşitli yolları devreye sokar. Bu yollardan biri de ağrı yoluyla bizi uyarmaktır ama yine dişimizi tedavi ettirmezsek bir müddet sonra mikroorganizmalar pulpa içindeki damar ve sinirleri harap ederek iltihabın oluşmasını sağlarlar.

Pulpa da iltihabın oluşmasının bir başka yolu da travmalardır. Dişe gelen bir darbe, kök ucundan dişin köküne giren damar ve sinirlerin kopmasına, böylece dişin canlılığını yitirmesine neden olabilirler. Bu durumu herhangi bir yolla mikroorganizmaların eklenmesi pulpanın iltihabına neden olur. Pulpanın enfekte olmasının bir başka yolu da, diş çevresinde uzun süreli periodontal (diş eti ve çevresi) hastalığın bulunmasıdır.

Bir Dişin Enfekte Olduğu Nasıl Anlaşılır?

Soğuk ve sıcak gıda tüketim sırasında oluşan diş ağrısı ve hissedilen diş hassasiyeti bir iltihap başlangıcı habercisi olabilir. Bu iltihap belirtilerine dişlerde meydana gelen aşırı renk değişimleri de dahil edilebilir. Bunların dışında çürüğün pulpaya kadar ulaştığı ama tedavi edilmeyen dişlerde enfeksiyon kök ucundan çene kemiğine çıkar ve yüzde küçük, büyük şişlere neden olabilir. Bu durumda enfeksiyonla mücadele, diş hekimin yaptığı işlemlerin yanı sıra antibiyotik kullanımı da uygulanabilir. Genel kanı, yüzde şişlik oluşturan dişin şiş indikten sonra çekilmesi gerektiğidir, ancak bu çok eski bir düşüncedir. Bu noktada enfeksiyonlara neden olan dişler bile kanal tedavisi yapılarak ağızda tutulabilir ve bu diş sağlıklı diş gibi size yıllarca hizmet edebilir.

Kanal Tedavisi Aşamaları Nelerdir?

1. Radyografi alınarak sorunlu dişin belirlenmesi.
2. Diş canlıysa lokal anestezi yapılarak, diş ve çevre dokulardaki duyarlığın yok edilmesi.
3. Dişin mine ve dentin tabakalarındaki çürüklerin temizlenerek, pulpaya ulaşılacak boşluğun oluşturulması.
4. Elektronik aletler kullanılarak çalışma uzunluğunun saptanması ve radyografiyle teyit edilmesi.
5. Döner alet sistemleri kullanılarak, kök kanalı içindeki enfekte dentin tabakalarının ve mikroorganizmaların yok edilmesi ve uzaklaştırılması.
6. Kök kanallarında döner alet sistemleri kullanılırken, çeşitli kök kanalı dezenfektanları ile mikroorganizmaların yok edilmesi.
7. Kanal tedavisine başlarken diş canlı değil ise, kök kanalı içine konulacak bir kanal antiseptiği ile belirli bir süre beklenmesi ve sonraki buluşmada kök kanlarının doldurulması.

Kök kanalı tedavisinden sonra, dişin çevre dokular ile ilişkisi kesilerek, enfeksiyonun bir daha oluşmaması ve dişin çevre dokularında meydana gelmiş bir hasar varsa onun onarılması amaçlanır.

Bugün için doğru tedavi yöntemi uygulanan kanal tedavilerde başarı oranı %90’a varmaktadır.

Periodontoloji (Dişeti Hastalıkları)

Diş dokuları ve çevre dokularınca ortaya çıkan iltihabi hastalıklar ve bunların tedavisi ile ilgilenen ana bilim dalıdır.

Periodontitis hastalığı; diş ve dişi destekleyen doku (periodontal ligament, sement, alveol kemiği) yıkımlarıyla karakterize iltihapsal bir türdür. Diş eti iltihabı alveol kemiğine (çene kemiği) kadar ilerlemiştir. Başlıca sebebi bakteri plaklarıdır, mekanik olarak tedavi edilebilir. Hastalığın oluşması sebeplerinde, genetik, çevresel ve sistematik faktörlerinde etken olduğu görülebilmektedir. Epilepsi, diyabet, kalp damar hastalıkları, down sendromu, AIDS ve kan hastalıkları da sistemik faktörler içinde sayılabilir.

Diş eti kanamaları yaygın olan periodontal hastalıkların ilk belirtisidir. Kızarık diş etleri, şiş ve parlak yüzeylidir. Çoğu zaman bu belirtilere, ağız kokusu, diş etinde kaşınma, kanama hissi, dişlerde hassasiyet de eklenebilir.

Periodontal hastalıklar, çocukluktan yaşlılığa kadar her yaşta insanı farklı derecede etkileyebildiği görülmektedir. Çoğu zaman hastanın ağrı gibi bir şikâyeti olmadığı için belirti vermeden ilerleyebilmektedir. Hastanın şikâyeti olduğunda ise sağlam, çürüksüz dişler destek dokulardaki kayıplardan dolayı sallanarak kaybedilmektedir.

Ana dişler ne kadar sağlıksız olsalar dahi kurtarılabilecekse eğer kayıp yaşanmaması için gerekli tüm tedavi yöntemleri uygulanmalıdır. Bu noktada devreye Periodontal tedavi girmektedir. Hastalığın tipi ve şiddetine göre farklı tedavi yöntemleri uygulanabilir. Bunlar; öncelikle ağız hijyeni eğitimi, diş taşı temizliği, kök yüzeyi düzleştirilmesi, rejeneratif, rekonstrüktif ve mukogingival operasyonlar olarak basitçe özetlenebilir. Periodontal tedavi içerisine yüksek gülme hattı olan bireylerin diş eti estetiğini sağlamakta dahil edilebilir. Hastanın alışkanlıkları ve uzman doktor ile yapacağı iş birliği, ağız hijyeni ve tedavi planlaması başarıyı doğrudan etkiler.

Periodontal olarak sağlıklı olmayan dişlere hiçbir restoratif tedavi uygulanamaz.

Konservatif (Restoratif) Diş Tedavileri

Dolgu Tedavisi

Diş çürüklerinin temizlenmesi ve bunun olumsuz sonucu olarak dişlerdeki oluşan boşluğun (kavite) yapay bir dolgu malzemesi ile doldurulmasıdır.

Diş Çürüğü Sebepleri,

  • Bakteri plağı
  • Karbonhidratlı gıdalar (şeker, un vs.)
  • Bünyesel etkenler (dişin yapısı, tükürüğün bileşimi vs.)
  • Zaman (besinlerin ağızda kalış süresi)

Ağızda bakterilerin oluşturduğu bakteri plağı, şekerli ve unlu yiyeceklerin ağızda kalan artıkları sebebi ile asit oluşturabilmektedirler. Bu asitler, dişin mineral dokusunu çözer ve dişin minesini bozarak diş üzerinde kavite adını verdiğimiz oyukların oluşmasına neden olur.

Teşhis ve Tanı Yöntemleri

Diş çürükleri; dişin çiğneme yüzeyinde, dişlerin birbirine temas eden ara yüzlerinde veya dişlerin boyun bölgelerinde oluşabilir. Gözle görülebilen yüzeylerde oluşan kahverengilik veya oyukların belirlenmesi kolaydır, fakat bu belirtileri oluşturmamış çürüklerde röntgen tanısı da gereklidir.

Dişin mine dokusunda başlayan çürüme tedavi edilmediğinde dentin dokusuna ilerler. Dentin, mineye göre daha kolay çözünen bir yapıdır ve bu nedenle çürük ilerlemesi hızlıdır. Dentin dokusuna erişmiş bir çürükte hastada bir etken sonucu çıkan sıcak, soğuk, ekşi, tatlı hassasiyeti olabilir. Bu ağrı etken ortadan kalktığında geçer. Eğer ağrı sürekli hale gelmişse çürük dişin damar-sinir paketinin toplandığı pulpa tabakasına ilerlemiştir ve kanal tedavisi gereklidir.

Tedavi Yöntemleri

Kompozit Dolgu

Silikondioksit parçacıkları içeren bir plastik karışımıdır. Çeşitli renk seçenekleriyle dişte fark edilmez ve estetik-beyaz dolgu olarak da adlandırılır. Bir dönem sadece ön dişlerde kullanılan materyal, çeşitli yöntemlerle güçlendirilerek arka dişler için de uygun hale getirilmiştir. Özel bir bağlayıcı ajan kullanılarak dişe yerleştirilen dolgu malzemesi, ışık cihazıyla sertleştirilir ve cilası aynı seans içerisinde yapılır.

Porselen Dolgu

Porselen dolgularda hazırlanan kaviteden ölçü alınır ve laboratuvara gönderilir. Hasta bir sonraki seansa geldiğinde cilalanmış olan porselen dolgu kaviteye yapıştırılır.

Amalgam Dolgu

Gümüş, kalay ve bakır alaşımının %45-%50 oranında civa ile karıştırılmasıyla meydana gelir. Çürükten temizlenen kavite amalgam dolgu malzemesi ile doldurulduktan sonra, o bölgenin iki saat kullanılmaması ve 24 saat sert bir şey çiğnenmemesi önerilir. 24 saat sonra iyice sertleşen dolgu cilalanarak işlem tamamlanır.

Oral İmplantoloji

İmplant, çeşitli nedenlerle kaybedilen dişlerin yerine onların fonksiyon ve estetiğini tekrar sağlamak amacıyla çene kemiğine yerleştirilen yapay diş kökleridir. Fiziksel olarak yüz estetiğinin ayrılmaz ve bütünlüğünü sağlayan bir parçası olan dişler, yaşanılan kayıplar sonucu psikolojik ve sosyal çevre bakımından rahatsızlıklara neden olabilir. Bu etkenlerin dışında beslenme, sindirim sorunları ve konuşma bozukluklarına da yol açtığı gözlenmektedir. Diş eksiklikleri, doğal dişlere bağlı köprü protezleri veya çıkarılıp takılan hareketli protezler gibi klasik yöntemler ile tamamlandığı gibi implant destekli protezlerle de yapılabilir.

Tek veya Daha Fazla Diş Eksiklikleri

Dişhekimleri olarak eksik olan diş tedavisi tek diş için uygulanacaksa köprü ile restore edilmesindense, implant ile tedavi edilmesi daha koruyucu olacağından tavsiye edilmektedir.

Köprü protezi yapılabilmesi için sağlıklı dişlerin küçültülmesi sonucu üzerlerinin kaplanması gerekecektir. Bu köprüler belirli aralıklarla değiştirilmesi ekonomik bir çözüm değildir. Bunun yerine eksik diş veya dişlerin boşluğuna yerleştirilecek implantlar sayesinde, eksik diş yanında bulunan sağlıklı dişlere zarar vermeden tedavi edilebilir.

Tam Dişsizlikler

İmplant destekli protezler, eğer ağızda hiç diş kalmamışsa, bulantı refleksi ve protezin tutuculuğunun yeterli olmaması nedeniyle, hareketli protez kullanılmadığından kişiye ihtiyacı olduğu konforu sağlayabilir.

İmplant Aşamaları Nelerdir?

Muayene ve Planlama

İmplant multidisipliner bir yaklaşımla yapılır. Bu bir ekip işi olup; implantı çene kemiği içine yerleştirecek cerrahi uzman ile implant üstü protezi yapacak protez uzmanı birlikte çalışırlar.

İmplant ileri derecede kontrol edilemeyen diyabet gibi bazı sistemik hastalıkları olan kişiler dışında herkese uygulanabilir. İmplantlar titanyumdan yapıldıkları ve doğal diş kökü yerine konumlandırıldıkları için doku uyumludurlar ve herhangi bir alerjik veya toksik rahatsızlığa neden olmazlar.

Muayene aşamasında detaylı bir ağız içi muayenesi ile diş etleri, alt çene ve üst çenenin ilişkileri ile dişler arasındaki ilişki incelenir. En az hata ile tedavi sürecinin tamamlanması için klasik radyografileri dışında, komplike vakalarda üç boyutlu tomografi istenilerek, çenenin birebir ölçü modeli belirlenir, implantların yerleştirileceği bölgeler planlanır.

İmplantların Yerleştirilmesi

Doğru planlama süreci, en sağlıklı tedavinin başlangıç noktasıdır. Yapılacak operasyona dahil olacak uzman, deneyimli ekip, gerekli ekipman ve gerekli hijyenik ortamda yapılması da ayrıca önem taşımaktadır. İmplantlar diğer diş tedavileri gibi lokal anestezi sonucu uygulanmaktadır. Fakat çene kemiğinin yeterli olmadığı ve greft dediğimiz doku ilavesinin gerekli olduğu bazı vakalarda, uzun operasyonlarda veya aşırı stresli hastalarda genel anestezi veya sedasyon altında konforlu bir şekilde operasyon yapılabilmektedir.

Protezlerin Yapılması

Operasyon sonunda osseointegrasyon denilen implantın kemik yüzeyine bağlanması beklenmelidir. Bu süreç kemik yapısına göre farklılık gösterebilir. Süreç tamamlandıktan sonra üst yapı oluşturulur. Operasyondan sonra protezler yapılıncaya kadar estetik ve fonksiyonun devamı için geçici protezler yapılır.

Ortodonti

Ortodonti Nedir?

Ortodonti diş ve çene bozukluklarının teşhis, tedavi ve önlenmesi olarak tanımlanabilir. Çapraşık dişler sadece istenmeyen estetik bir görünüme sebep olmazlar. Çapraşık dişler, ne kadar iyi bakılırsa bakılsın, ne kadar iyi fırçalanırsa fırçalansın, tam olarak temizlenmesi mümkün olamayacağı için ileride diş kayıplarına sebep olabilecek, çürüklere ve diş eti rahatsızlıklarına sebep olabilirler. Bu nedenle sadece estetik kaygılar nedeniyle değil, ağız hijyeninin sağlanabilmesi ve ileride yaşanabilecek ağız ve diş rahatsızlıklarının önüne geçmek için de ortodonti tedavileri gereklidir.

Son yıllarda her yaştan hastada yüz güldürücü tedaviler gerçekleştiriliyor. Ancak problemin erken yaşta teşhis edilip tedaviye başlanması daha kısa sürede daha etkin sonuç vermektedir. Bu nedenle çocuklar karışık dişlenme döneminden itibaren (6-7 yaş) mutlaka bir ortodontiste kontrol ettirilmelidir.

Ortodonti tedavileri uzun bir süreçte tamamlanabildiği içini hekim ve hasta ilişkisi, iletişimi tedavide çok önemli olduğu da unutulmamalıdır…

Diş Beyazlatma (Bleaching)

Öncelikle tıbbi endikasyon gereği olarak ve bir de estetik olarak uygulanan dişlerin rengini açma işlemidir.

Tıbbi endikasyon tetrasiklin renkleşmeleri, florozizler gibi değişik hastalıklarda beyazlatma kullanılabilir. Estetik olarak ise çok ciddi koyu tonlu dişlerde hastanın psikolojisini de düzeltmek için beyazlatma yapılabilir.Beyazlatma işlemini hastanın durumuna ve vakanın gidişatına göre birkaç teknikle yapmak mümkündür.Beyazlatma işleminde geri dönüşüm olabilir.yani bu işlemin birkaç yılda bir tekrar edilmesi gerekebilir.

Bize farkedildiğimizi hissettiren ve mutluluk veren gülümsememizdir. Gülüşümüzü etkili kılan ise dişlerimizdir. Sararmış dişlerle, bırakın gülmeyi konuşmak bile istemeyiz.
Özgürce konuşmamızı ve gülmemizi sağlayacak bembeyaz dişlere sahip olmak için ise dişlerimizi düzenli fırçalamamız şart. Sigara, çay, kahve, kola dişlerimizin sararmasına neden olan önemli etkenlerdir ve dişlerimizin beyaz kalması için bunlardan uzak durmamız gerekmektedir.

Dişlerimize azami özeni göstermemize rağmen rengi gene de istediğimiz beyazlıkta olmayabilir. Genellikle daha önce kullanılmış tetrasiklin grubu antibiyotikler, dişlerimizdeki sinirlerin dejenerasyonu, eski kaplamalar ya da yaşlılığa bağlı sararmalarda bu sorun gözlemlenir.

Sararmış dişleri ne kadar fırçalarsak fırçalayalım istediğimiz beyazlığı yakalamamız zordur. Bu noktada devreye uzman bir hekim desteğinin girmesine ihtiyaç vardır.