Tecrübe Alanı

  • Total Arterial Revascularization in CABG
  • Koroner By-Pass Ameliyatları
  • Kalp Kapak Ameliyatları
  • Minimal İnvazif Mitral ve Aort Kapak Ameliyatları
  • Mitral ve Aort Kapak Tamiri Ameliyatları,
  • Aort Anevrizması Ameliyatları
  • EVAR – Endovasküler Anevrizma Tamiri (Karın  bölgesindeki  damarlarda oluşan anevrizmanın olduğu  aort bölgesinin kapalı yöntemile tamiri)
  • TEVAR – Torakal Aort Anevrizması  Tamiri  (Göğüs  bölgesindeki  damarlarda  oluşan  anevrizmanın olduğu aort bölgesinin kapalı yöntemle tamiri)
  • Karotis Ameliyatları (Şah Damar Ameliyatları)
  • Varis Ameliyatları (Kesisiz Endovasküler-Hibrit Tedavi Uygulamaları)
  • Hemodiyaliz Amaçlı Damar Erişim Ameliyatları ( Fistül, Greft, Katater)
  • Tüm Damar Ameliyatları (Alt ve Üst Ekstremite, Karotis, Karın Damar Hastalıkları)
  • Periferik Arter ve Ven Hastalıklarında  Kesisiz Kapalı Anjiografik Tedavi Uygulamaları

Eğitim

  • 1983 – Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi (Lisans)
  • 1996 -Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi (Kalp ve Damar Cerrahi Uzmanlık)
  • 2004 – Üniversiteler Arası Kurul Başkanlığı (Kalp ve Damar Cerrahi Doçentlik)

Bildiği Diller

İngilizce

Eğitim

  • 1983 – Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi (Lisans)
  • 1996 -Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi (Kalp ve Damar Cerrahi Uzmanlık)
  • 2004 – Üniversiteler Arası Kurul Başkanlığı (Kalp ve Damar Cerrahi Doçentlik)

Çalıştığı Kurumlar

  • 2018 – Halen Özel Mersin Ortadoğu Hastanesi
  • 2000 – 2018 Mersin Üniversitesi Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi A. D.
  • 1994 – 2000 Mersin Devlet Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı
  • 1991 – 1994 Ankara Numune Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı
  • 1985 – 1991 Çukurova Üniversitesi Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi A.D.
  • 1983 – 1985 Boğazlıyan Kasabası Pratisyen Hekim; Yozgat

Basında

Yayınlar

Uluslararası – SCI, SCI-Expanded, SSCI ve AHCI kategorisine giren

2016

  • Sucu , N.; Karaca, M.; Aytaçoğlu, B.; özeren, M.; akın, R. Kırmızı hücre dağılım genişliğinin karotis endarterektomi hastalarında belirleyici rolü. TURK GOGUS KALP DAMAR, 2016, 24 , 468-472. Publications_001.pdf

2014

  • Sari, A.; Kacan, M.; Unsal, D.; Sahan firat, S.; Kemal buharalioglu, C.; Vezir, O.; Korkmaz, B.; Cuez, T.; Canacankatan, N.; Sucu, N. Contribution of RhoA/Rho-kinase/MEK1/ERK1/2/iNOS pathway to ischemia/reperfusion-induced oxidative/nitrosative stress and inflammation leading to distant and target organ injury in rats. ELSEVİER BV, 2014, 723 , 234-245. http://dx.doi.org/10.1016/j.ejphar.2013.11.027
  • Urhan küçük, M.; Sucu, N.; şahan firat, S.; Aytaçoğlu, B.; Vezir, 􀁑.; Bozali, C.; Canacankatan, N.; Kul, S.; Tunçtan, B. Role of ACE I/D gene polymorphisms on the effect of ramipril in inflammatory response and myocardial injury in patients undergoing coronary artery bypass grafts. SPRİNGER NATURE, 2014, 70 , 1443-1451. http://dx.doi.org/10.1007/s00228-014-1751-5

2012

Projeler

Ulusal – Yürütücü

  • Deneysel Diabetli Rat Modelinde α-Lipoik Asit ve α-Tokoferolün kalp ve damar sistemine koruyucu etkisinin biyokimyasal ışık ve elektron mikroskobik araştırılması, BAP, Proje No: 2017-1-AP2-2208, 14000 TL, Yürütücü, 2018,Tamamlandı.
  • Safen Veninde Statinlerin Antiaterojenik Etkilerinin Moleküler Mekanizması, TÜBİTAK, Proje No: 108S224, 30 TL, Yürütücü, 2010,Tamamlandı. http://aves.cu.edu.tr/yakdas25/projelerp

Ulusal – Araştırmacı

  • ATP Bağımlı Potasyum Kanalı Genlerinde Rastlanan Varyasyonların Koroner Arter Hastalığıyla İlişkilerinin Araştırılması, BAP, Proje No: 2016-1-TP2-1416, 11000 TL, Araştırmacı, 2017,Tamamlandı.
  • Raynaud Fenomeni Olgularında KATP Proteinlerini Kodlayan Genlerde Rastlanan Varyasyonların Belirlenmesi, BAP, Proje No: 2016-1-TP2-1417, 11000 TL, Araştırmacı, 2017,Tamamlandı.
  • N-Asetilsistein’in Vazodilatatör Etkisinde ATP-sensitif Potasyum Kanallarının Rolü ve Gen Ekspresyonun Etkisi, TÜBİTAK, Proje No: 214S143, 30 TL, Araştırmacı, 2016,Tamamlandı.

SIKÇA SORULAN SORULAR

KORONER ARTER HASTALIĞI

Kalbimizi besleyen damarların kireçlenmesi sonucu daralması veya tıkanması ile ortaya çıkan hastalık tablosudur. Kalbimizi solda 2 sağda 1 olmak üzere besleyen 3 ana damar vardır. Bu damarlarda veya yan dallarında oluşan kireçlenme kendini göğüs ağrısı veya kalp krizi ile belli eder. Bazen elde veya boyunda oluşan ağrı, yemeklerden sonra oluşan hafif terleme , göğüs alt bölümünde yanma ile hastalık kendini gösterebilir. Ancak tipik olan belirti eforla gelen, göğsün tam üzerinde oluşan baskı yapıcı bir ağrıdır. Dinlenmekle geçer. Özellikle yetişkenlerde aksi ispat edilinceye kadar göğüs ağrısının kalple ilgili olabileceği düşünülmeli , gerekli tetkikler yapıldıktan sonra karar verilmelidir
Kimlerde  koroner arter hastalığı daha sık görülmektedir?
1-    İleri yaşta olan kişiler: 40 yaş ve üzeri, günümüzde gençlerde de koroner arter hastalığı sıklıkla görülmektedir.
2-    Ailesinde yani birincil derecede akrabalarında koroner arter hastalığı olanlar (anne, baba, kardeşler, dayı, teyze gibi)
3-    Sigara içenler ( azı veya fazlası yoktur, içtiğiniz kadar zarar verir)
4-    Şeker hastalığı kontrol altında olmayanlar
5-    Kan yağları özellikle total ve kötü huylu kolesterolü yüksek olanlar
6-    Kan basıncı normal sınırların üstünde olanlar ( yetişkinlerde kan basıncı 120/80 mm/Hg olmalıdır.)
7-    Düzenli spor yapmayanlar
Koroner arter hastalığı tanısı aldıktan sonra
1)    Sadece ilaçla
2)    Stent ve ilaçla
3)    Bypass cerrahisi ve ilaçla tedavi olabilirsiniz.
Stent veya cerrahi kararı size bildirildiğinde mutlaka kardiyolog ve kalp cerrahları tarafından alınan konsey kararını isteyiniz.
Doğru tanı , doğru tedavi çok önemlidir. Bazı hastalarda stent bazı hastalarda bypass cerrahisi çok daha yararlıdır.
Bypass cerrahisinde hasta damarlar değiştirilmemekte, bacaktan, koldan ,göğüsten alınan damarlarla hasta alanlar üzerinden köprüleme yapılmaktadır. Ameliyat veya stent uygulaması tek başına kesin çözüm değildir. Hastalığınıza yönelik ilaçları kullanmanız, risk faktörlerinden uzak kalmanız yaşamda sağlıklı ve kalıcı olmanızı sağlayacaktır.

KALP KAPAK HASTALIĞI

Çocukluk döneminde geçirilen romatizmal ateş, veya doğuştan kalp kapaklarında var olan bir problem ilerde karşınıza özelikle aort veya mitral kapağınızda darlık veya yetmezlikle karşınıza çıkabilir.
Kapak hastalıkları başlangıçta belirti vermeyebilir, zamanla hastalığın ilerlemesi ile nefes darlığı , çarpıntı, halsizlik, çabuk yorulma gibi şikayetlere neden olabilir.

Dikkatli bir muayeneden sonra kalp ultrasonu tanı koydurucudur.
Kalp kapaklarınızdaki bozuklukta kalp kapağınız tamir edilebilir veya değiştirilebilir.
Kapağınıza müdahale sonrası ilaçlarınızı özellikle kan sulandırıcı ilaçları kullanmanız çok önemlidir.Ayrıca enfeksiyon riski olan yaralanmalar veya girişimlerde kalbi koruyucu antibiyotik almanız kalp kapklarınızın korunmasında yardımcı olacaktır.

TOPLAR DAMAR HASTALIKLARI VARİSLER

Varis kompleks bir p atoloji olup, bacakta  küçük veya büyük toplar damar sisteminde kan akımında türbülans, göllenme, geri kaçış ve bunların yarattığı toplar damar basıncıyla  karakterize; genişlemiş kıvrımlı hal almış belirgin hale gelmiş toplar damarlar  için kullanılan bir terimdir. Kadınların yarısı, erkeklerin 1/3’ü varisten etkilenmiştir. Risk faktörleri değerlendirildiğinde ilerlemiş yaş, cinsiyet, fazla kilo , beslenme alışkanlığı, ayakta durmayı gerektiren meslekler, konnektif doku anomalileri ve genetik yatkınlık göz önünde bulundurulmalıdır. Ailede anne ve babada varis var iken varis  çocukta %90 oranında gelişirken, anne veya babadan birinde varis olmasında erkek çocukta varis %25 kız çocukta ise %62 oranında görülmektedir. Yapılan çalışmalar genetik yatkınlığı olan insanların değişik faktörlerle etkileşimi sonucu toplar damar  duvarında fibrozis gelişmesi, beraberinde kapak yetmezliği olmasının toplar damarda basınç artışına  yol açtığını göstermiştir. Alt ekstremitenin yüzeyel toplar damarlarının  çevresinde destekleyici yapı yoktur. Toplar damar dönüşü zayıflamışsa veya genetik olarak damar duvarı zayıfsa damarda  göllenme olacak, sonuçta toplar damar  düzensiz ve kıvrımlı bir hal alacaktır. Göllenme olması endotelde iskemiye neden olacak, endotelden inflamatuar mediatörler ve büyüme faktörleri salgılanacak, toplanmış ve aktive olmuş lokositler ven duvarını işgal ederek ekstrasellüler matrikste değişime yol açacaktır. Bu değişiklik %78 vakada saptanmıştır. Normal toplar damarda  endotel media tabakasını tamamen kaplamıştır. Media tabakası ağırlıklı olarak elastik liflerden, sirküler ve longitudunal düz kas liflerinden oluşmaktadır. Varislerde  ise bölgesel olarak intima bütünlüğü bozulmuştur. İntimada yıkım, incelme, endotel hücrelerde kayıp vardır. Endotel hücrelerinin olmadığı yerlere eritrositler yapışmıştır. Konnektif doku artışına bağlı intima hipertrofik, uzamış ve lümene doğru çıkıntı yapmış durumdadır. Media ve adventisya tabakasında düz kas hücreleri hasarlanmış veya morfolojisi değişmiştir, konnektif doku artmış, düz kas hücreleri çevresindeki elastin ve kollajenin organizasyonu bozulmuştur.

Farklı risk faktörleriyle tetiklenen ve/veya ilerleyen bu patolojik tablo her koşulda ven duvarında ve kapaklarda hasara yol açacak, geriye kaçış olacak varisler meydana çıkacaktır. Bacakta yüzeyel büyük toplar damar  yetmezliği  %70 hastada, küçük toplar damar  yetmezliği ise %15 hastada görülmektedir. Varisler bazı hastalarda sadece kozmetik bir problem yaratmaktadır. Çoğunlukla ağrı, huzursuzluk,  ödeme neden olurken, damar iltihabı , kanama ve toplar damar tıkanıklığı  nedeni de olabilir. Kronikleşmiş tedavisi yeterince yapılmamış vakalarda, ekzema, lipodermatosklerozis, ülser gelişebilir. Bunların görülme sıklığı kesin olmayıp %5 civarında saptanmıştır. Geçmişte büyük toplar damarın  yüzeyel iltihabının  iyi seyirli olduğu düşünülürdü. Ancak bunların %12-15 inde toplar damar tıkanıklığı  gelişmektedir. Bu ya yüzeyel büyük toplar damardaki pıhtı yayılımıdır veya eş zamanlı derin toplar damar sisteminde pıhtı oluşumudur.

Varis öncelikle kendini küçük kılcal damarlarla veya yeşil toplardamarla kendini göstereceği için alacağınız önlemlerle hastalığın ilerlemesini durdurabilirsiniz.

Neler yapabilirsiniz?
1-    Uzun süre ayakta kalmayınız, kalmak zorunda iseniz ayak ucunda yükselerek baldır kaslarını harekete geçirir, göllenmiş toplar damar kanının yukarı doğru hareketini sağlarsınız.
2-    Sıcaktan uzak kalınız. Banyo alışkanlığını değiştirebilir,ılık duş alabilirsiniz. Denize ve havuza güneşin etkisiz olduğu saatlerde girebilirsiniz.
3-    Daima ortopedik ayakkabılar giyiniz.
4-    Bacaklarda basıncı artırıcı voleybol, basketbol gibi sporların yerine yürüyüş ve yüzmeyi tercih ediniz.
5-    Kullanacağınız hormonal preperatların ( özellikle  kadınlarda adet düzenleyiciler) varislerinizi artıracağınızı unutmayınız.
6-    Hamilelik döneminde koruyucu varis çoraplarının çok faydalı olacağını unutmayınız.
Alacağınız bu önlemler, doktorunuzun verdiği ilaçlar ve varis çorapları yaşamınızı çok rahatlatacaktır.
Unutmamanız gereken nokta: Variste lazer, radyofrekans, cerrahi kesin çözüm değildir. Bu tedavilerin uygulandığı varis türleri farklılık gösterir.Her tedavinin yan etkileri vardır. Doktor uygulayacağı tedavi için hasta seçiminde çok dikkatli olmalıdır.

TOPLAR DAMAR TIKANIKLIĞI

Genelikle uzun süre yatağa bağımlı olan hastalarda (felçli, büyük ameliyat geçirmiş yoğun bakım hastalarında) toplar damarlarda kanın göllenmesi ve pıhtılaşma faktörlerin harekete geçmesiyle bacak toplar damarlarında pıhtı oluşabilir. Oluşan bu pıhtı akciğerlere giderek ani ölüme yol açabildiği gibi bacakta derin toplar damar yetmezliğine de yol açabilir.
Kalça kırığı, , rahim veya prostat kanseri gibi ameliyatlarda doktorlar tüm önlemleri almalarına karşın; ( Kan sulandırıcılar, elastik bandajlar) ameliyat sonrası doktorlarınızın önerisi doğrultusunda hareketler yapmanız çok önemlidir.
Felçli hastalarda yine doktorunuz ve fizyoterapistiniz önerisiyle yapılan hareketler, giyilecek varis çorapları toplar damar tıkanıklığını önlemek için gereklidir.
Toplar damar tıkanıklığında ilk belirti baldırda ve uylukta olan şişmedir. Hafif gerginlik ağrısı yapabilir. İlk 24 saat içinde doktora başvurursanız sekel kalmadan iyileşme şansınız vardır. Şayet zamanında tedavi olamazsanız zaman içinde toplar damar yetmezliğine bağlı bacağınızda yaralar açılabilir.
Bu tip yaralarda düzenli pansuman,önceleri elastik bandaj, sonrasında varis çorabı çok yararlı olmaktadır. Bunlarda yetersiz kalırsa cerrahi son seçenektir. Alınan sonuçlar yüz güldürücüdür.

LENF ÖDEM

Lenf sıvısının interstisyel mesafede toplanarak neden olduğu ödemdir. Primer ve sekonder olabilir. Genellikle alt veya üst ekstemitede bölgesel lenfatik drenajın bozulmasıyla ortaya çıkan klinik tablodur. Lenfatik sistemin yokluğu, hipoplazisi veya yetersizliği nedeniyle ortaya çıkabilir. Bu durum primer lenf ödem olarak adlandırılır . Travma sonrası lenfatik drenajın bozulması, kanserde lenfatik sistemin tutulması veya kanser cerrahisinde lenfatiklerin temizlenmesiyle ortaya çıkan blokaj veya tekrarlayan enfeksiyonlarla lenfatik sistemin fibrotik hale gelmesi ile oluşan lenf ödem ise sekonder lenf ödem olarak adlandırılır. Lenf ödem onkotik basınca bağlı intestisyel mesafede daha fazla sıvı toplanmasına neden olur. Bir yandan toplanan proteinden zengin materyel, lökosit aktivasyonu, diğer yandan mayi artışı kısır döngü yaratarak lenf ödem artışı ve fibrozis ile sonuçlanır. Primer lenf ödem konjenitaldir. Hayatın herhangi bir döneminde karşımıza çıkabilir. Genellikle alt ekstremitede görülürken bazen ayaklarda, genital bölge veya yüzde görülebilir. Olguların %94’ünde primer lenf ödem ergenlik öncesi kız çocuklarında görülmektedir. Burada ostrojenin etkisi olabileceği düşünülmektedir.
Küçük yaşlarda aile büyükleri dikkatli olur ve çoçuğun ayağında veya kolunda bulunan lenf ödemi farkederse masaj, elastik bandaj ve dışardan basınç uygulaması ile hastalığın ilerlemesi önlenebilir. Doğuştan ve sonradan olan lenfödemlerde erken tanı çok önemlidir. Alınacak basit önlemlerle hastalar yaşamlarını normal olarak sürdürebilir.